14 Ağu 2008
En sevdiğim tatlı çikolata
Hayır diyemem ona hayatta
Fıstıklısı ne güzel hatta
Olamam ondan uzakta
Olmadığı zaman özlerim
Hep yolunu gözlerim
Dertlerini bilir,dinlerim
Ben çikolatayı çok severim
Çok tatlıdır tadı
Onun yeter sadece adı
Yemeyince tam bir cadı
Olurum ona bir dadı
14 Ağu 2008
Murat, arabasına atlamış yıllardır özlemini çektiği arkadaşlarına kavuşmaya gidiyordu.Yıllar önce söz vermişlerdi birbirlerine.Birbirlerini asla unutmayacaklar,yıllar sonra yine aynı yerde söz verdikleri gibi buluşacaklardı.Anlatacaklardı bütün yaşadıkları olayları...Dört iyi arkadaş,Kerem,Murat,Mehmet,Sinan.dört cesur yürekli çocuktu onlar.Murat ve Mehmet çok küçük yaşlardan beri tanışıyorlardı.Sinan da katıldı ardından onlara.üç afacan oldular birlikte…Kerem ,o hepsinden farklıydı.sessiz,sakindi.çok utangaçtı aslında.uzaktan onları görüp imrenirdi ama yine de söyleyemezdi bi türlü.bir gün bizim üç sevimli afacan parkta oynarken kerem’i ağlarken gördüler.kerem onlara yalnızlığını anlattı,üzüntüsünü paylaştı bir anda.Bizim dost canlıları hemen aralarına aldılar onu.Artık dört cesur yürek olmuşlardı hayata.Daha güçlüydüler artık.Ama zaman geçiyordu durmaksızın.aradan yıllar geçti.Hepsi savruldu bir köşeye.Kendi kaderlerini çizdiler.Mehmet,çok istediği tıbbı kazanıp doktor olmuştu.Murat,bir fabrikatördü artık.Sinan başarılı bir genel müdür olmuştu.Kerem,yalnızlığı paylaşacağı dostuna sığınmıştı.Kalemiyle,kağıdıyla bir bütün olmuştu.Bir edebiyat öğretmeni... Mehmet için hastanede günler sıradan geçerken, bir gün ağır yaralı bir hasta geldi.Yüzü,gözü tanınmaz haldeydi.Trafik kazası geçirmişti.Son kez baktı gözlerine.Bu gözler ona çok şey hissettiriyordu aslında...Maalesef kurtaramadı genci.Ertesi gün şu haber çıktı gazetelerde.’Ünlü fabrikatör,arkadaşlarıyla buluşmaya giderken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.’O gün buluşacakları gündü.Bu haberi okuyan Sinan,Kerem,Mehmet aynı şeyleri hissediyordu.Saklambaç oyunlarını,çocukluğu,saflığı,güzelliği ve ölümün bile ayıramayacağı bir dostluğu…
14 Ağu 2008
Doludizgin Yıllar geçiyor
Başımızda Kavak Yelleri esiyor
Oturuyoruz Ihlamurlar Altında
Bakıyoruz etraf Kurtlar Vadisi
Asi'leşiyoruz birden
Baba Ocağı'na giderken
Bir Servet Avcısı'na rastlıyoruz
Aşk Oyunu oynuyoruz
Cesaretin Var Mı Aşka diyoruz
Elveda Derken yaşıyoruz duygularımızı
Bazen Düğün Şarkıcısı oluyoruz
Bazen Küçük Kadınlar...
14 Ağu 2008
İşte
Düşünüyorum bazen
Neden bu kadar şanssızım
Biliyorum belki biraz arsızım
Farkındayım olayların
Kaderim bu belki de
Ne gelir ki elden
Yaşıyorum sadece hayatımı
Ne kadar zorlu olsa da
Yaşıyorum işte
14 Ağu 2008
Aslında
Her şey bir oyun aslında
Hayat gibi
Her şey bir bütün aslında
Zaman gibi
Her şey bir sevinç aslında
Hayal gibi
Her şey bir düş aslında
Umut gibi
Her şey bir sonuç aslında
Yarın gibi